18 Mart 2012 Pazar

Reklamın Kötüsü - 2


Blogların ve iletişim sitelerinin vazgeçilmez konusu reklam türlerine- mecralarına göre top 10 sıralamaktır. En iyilerin sıralandığı, kötüden pek bahsedilmediği hatta kötüsünün olmadığına inanılan bir piyasa reklamcılık. İş, estektikse, yaratıcıysa ve hatta sanatsal yanları varsa kendiliğinden iyi reklam olurken, bunları barındırmasa da sağladığı rasyonel faydalardan dolayı da iyi reklam kategorisine giriveriyor.

İşleri dışarıdan okumak hakikaten zor. Hedef kitlesi gençlik olan Pepsi, reklamlarında orta-üst yaş gündüz kuşağı belinde ev hanımlarının sevgilisi Seda Sayan'ı oynatınca satışlar patlarken, karizma jön Kenan İmirzalıoğlu oynayınca satışlar yerlerde sürünüyorsa, ya da ne biliyim 118 18 diye göbek atarak şarkı söyleyen gay tipli bir adam Türk halkının sevgilisi olup hatları kilitliyorsa sosyoloji, psikoloji ve benzeri disiplinlerde eğitim almamışsan sana susmak düşüyor.
Tüm bu göreceli yapıdan dolayı reklam kıstasları iyi ve az iyi arasında gidip geliyor. Bize öğretilen "reklamın iyisi kötüsü olmaz" klişesi arasında beynimiz öyle uyuşmuş ki, reklamlarda ancak inek memesi gördüğümüzde tepki verebilecek kıvama geldik.

Şuan tüm kanallarda dönen ve beni çok rahatsız eden birkaç reklam var. İlk video Rexona'nın. Cazibeli bir kadına şık bir elbise gelir, o da elbisesini riske atmaz ve çekiciliğini kullanıp görevlinin üzerinde adi olan deodorantı dener. Kobay sandığı görevlinin üzerinde denediği deodorant lekesini görünce, görevliyi lekelenmiş iş kıyafetiyle postalar. Öyle ya milyonluk taşlı elbise nere, görevlinin 3 kuruşluk kıyafeti nere. Ha paspas bezinin üzerinde denemişsin ha kapı görevlisinin. Filmin sonunda pahalı elbisesiyle gururlu yürüyen kadın görülür ve film biter, görünmeyen tarafta ise büyük ihtimal lekeli kıyafetli görevli şefinden azar işitmektedir.





Bu film türünün ender örneklerinden. Yaratıcı bir zeka ırkçılık dolu argümanlarla heba edilmiş. Gel gel, kim olursan gene gel diyen (yersen!) Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komisyonu sen de gelirsen Hindistan, Çin ve Brezilya'yı böyle hizaya getirip yok ederiz diyor. Üzerine sarı tulumu geçirmeye pek hevesli Türkiye'nin bu çemberin neresinde olduğunu merak ederek diğer videoya geçiyorum.





Dikkat çekmenin kısa ve basit yolu parayı bastırıp bir ünlüyü oynatmak. İyi olmuş hoş olmuş bir şey diyeceğimiz yok da dizi olsun film olsun reklam olsun bu kırmalar dökmeler, zenginlik tripleri nedir allasen? Benim olacak fıstık vurucam kırbacı efsanesinin postmodern yorumu değil de nedir bu zevk için parçalamalar?
Bu psikopat tavırlarla masa örtüsü çekmeler, vazo kırmaların devamı da gelecek buraya da yazıyorum.



3 Mart 2012 Cumartesi

Evolution of Style- Stilin Evrimi





Kopi: 1- Edith Piaf/ 2- Marilyn Monroe/ 3- Madonna/ 4- Tina Turner/ 5- Janet Jackson/ 6- Missy Elliot/ 7- Kylie Minogue/ 8- Britney Spears/ 9- Pink/ 10- Avril Lavigne/ 11- Lady Gaga/ 12- Amy Winehouse


Kaynak

9 Şubat 2012 Perşembe

Inarritu: Write The Future

Ödül sayısına göre geçmiş yılın en iyi reklam işlerinin-yönetmenlerinin sıralandığı listede gözüme tanıdık bir isim takıldı: Alejandro Gonzalez Inarritu!
Amores Perros, 21 Grams, Biutiful gibi harika filmlerin yönetmeninin bir de reklam filmini izleyin.

Kimi zaman eleştirilseler de, reklam filmleri yönetmenler için yeni filmlerin finansmanı açısından bir kapı. Bu iş bu kapının hep açık kalması gerektiğini de gösteriyor bir yandan.



2 Şubat 2012 Perşembe

Listen With Your Eyes




Basit, yaratıcı ve eğlenceli. Bence anahtar 3 kelime.

Yönetmen : Moopie 
Müzik: Parenthetical Girls - Doughnut

1 Şubat 2012 Çarşamba

Resimdeki Absinthe


Farklı ressamlar ve dönemler fakat birbirini tekrarlayan nesneler. Hangi akıma kapılırsa kapılsın resmin ruhunu ele geçiren imgeler.

Özellikle 1800-1900 tarihleri arasında yapılan resimlerde, absinthe içen kadın-erkek figürü karşınıza sıkça çıkmış ve dikkatinizi çekmiştir.

Absinthe 19. yüzyılda pelin otundan yapılan, hafif şekerli, yüksek alkol oranı içeren, oldukça ucuz bir içkiydi. Ucuzluğu ve sağladığı halüsinasyon etkisi kısa zamanda yaygınlaşmasını ve çokça tüketilmesini sağladı. Zehir etkisi fark edilmemişken ve henüz yasaklanmamışken sanatçılar arasında çoktan popülerleşmişti bu açık yeşil iksir.
Absinthe'in resimlerde çokça kullanılmasını buna bağlıyordum: Sanatçı içkisi ve ressam kendi içtiğini resmediyor.
Bugün bu dümdüz düşünceyle resmi yorumlamanın ne kadar yanlış olduğunu öğrendim.

Edgar Degas, 1875'te 'L'absinthe' ı resmettiğinde, absinthe içen ve duygusuz bir ifadeyle ileriye bakan insan figürü şehir hayatının hüzün ve kasvetini ifade eden bir sembol oldu. Degas'ı, bu şehir ve yalnızlık resimleriyle nesildaşı Henri de Toulouse Lautrec takip etti.


Degas,L'absinthe

Picasso da Edgar Degas'ın yarattığı absinthe imgelemini 'absinthe drinker' resminde kullanmıştı.
O da alkolik görünümlü bir kadının önüne bir bardak absinthe koymuştur. Kadın, elleriyle kendi vücudunu sarar ve çenesine tek eliyle destek olur. Bu duruş da zaten geleneksel olarak ümitsizliği ifade eder.


Picasso, Absinthe Drinker


Absinte ressam ilişkisinin en ünlü aktörü sanırım Van Gogh'tur. Van Gogh'un kulağını kesmesinin 2 ayrı nedeni olduğunu söylüyor resim tarihçileri: İlki arkadaşı ressam Gauguin'in kendisini terketme korkusu ama daha bilineni ise absinthe'le geçen bir gecenin ardından kör kütük sarhoş olması ve bir sinir krizi geçirmesi. (Ayrıca kestiği kulağını peçeteye sararak bir hayat kadınına armağan etmesi, başlı başına irdelenmesi gereken psikolojik bir durum .)

Van Gogh- Self Portrait
Birkaç absinthe'li resim daha:

Leonette Cappiello-Absinthe
Leonette Cappiello-Absinthe Ducros Fils

Edouard Manet-Absinthe Drinker

Henüz absinthe içmemiş olarak, bende absinthe etkisi bırakan Oscar Wilde (sanırım bir bardak absinthe içtikten sonra) şöyle demiş:

"Bir bardak içtikten sonra nesneleri olmasını istediğiniz gibi görürsünüz. İkinciden sonra nesneleri olmadıkları gibi görürsünüz, ama üçüncüyü içtikten sonra nesneleri gerçekten oldukları gibi görürsünüz ki, en korkunç şeydir bu dünyada..."


(Bu yazı 2009 yılında yazılmış, yazarın gün içerisinde aynadan yansıyan bir "absinthe drinker" görmesiyle güncellenmiştir.)

17 Aralık 2011 Cumartesi

Gölgeleri seven adam: Alexei Bednij

Bu M.c. Escher tandanslı sanatçı Bednij'in işlerini ilk gördüğümde önce hayranlıkla photoshop değil dedim, sonra tamam kabul ama tüm gölgeler doğru yere düşüyor..
Tüm gövdeleri ve gölgelerin yönü-boyutunu inceleyince Alexei Bednij'in kadı kızını kıskandıracak incelikle çalışmış olduğu görülüyor.




Biz her gün gölgelere basmadan yürümeye çalışırken, aslında belki de gölgelerimizin bizi götürdüğü yerlere gidip, onların istemediği insanlara dokunmuyoruz..

Aşağıdaki iş bana "hangi dünya?" sorusunu sordurdu bir anda.








Daha fazla işi mutlaka görün. İşte şurada.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Dünyanın En Tutarlı İlişkisi


Bangladeşli arkadaşım Faisal'la ilişkimiz bugüne kadar ki en tutarlı ve kestirebilir ilişkim.. Paylaşmak istedim :)

20 Ekim 2011 Perşembe

4 Akort!

Serdar Ortaç "altı üstü yedi nota var kaç farklı beste yapılabilir ki?" dediğinde abaküs terk deyip dalga geçmiştik ya, adam haklı beyler!


4 basit akort, sayısız hayranı olduğumuz şarkı. Öyle ki şarkılar arası geçişleri bile fark etmiyorsunuz.





Bu 4 akordun yan yana gelişinin tesadüf olmadığını, bu kombinasyonun bir şekilde insan kulağına uyumlu geldiğini bundan dolayı bilinçsiz bir virüs gibi tüm şarkıları ele geçirdiğini varsayıyorum.


Ne dersiniz?



3 Eylül 2011 Cumartesi

Enjoy The Ride

Stop chasing shadows just enjoy the ride





and


in a garden full of angels
you will never be alone.